KAHRAMAN MARAŞ DESTANI

Ekim 15, 2010 – 3:50 pm

  


         Her milletin tarihinde şan ve şerefle dolu altın sahifeler olduğu gibi, bazı kara sahifeler de vardır. Türk tarihine baktığımızda, zaferlerle dolu altın sahifeleri her zaman görebiliriz. Yakın tarihimizde, Birinci Dünya Savaşı’nda yenik düşüp, o talihsiz “Mondros Mütarekesi”ni imzalamak zorunda kalışımız ve bunun akabinde de düşmanların yurdumuzu istila etmeleri milletimiz adına kara bir gündü. O nedenle bir şairimiz şöyle sesleniyordu:
       “Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
         Yok mudur kurtaracak baht-ı kara maderini.”
Bir başka şairimiz de ümit vaat ederek cevap veriyordu:
       “Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
        Bulunur elbet kurtaracak baht-ı kara maderini.”

       Birinci Cihan Savaşı’ndan sonra, İttifak devletleriyle birlikte Osmanlı devleti de yenik düştüğü için, K.Maraş’ı önce İngilizler, sonra değişim yapılarak İngilizlerin yerine Fransızlar  işgal etmişti. Fransızlar, K.Maraş’ı işgal etmekle kalmamış, kaleden Türk bayrağını indirerek yerine Fransız bayrağını dikmişlerdi. Milli şairimiz M.Akif’in dediği gibi, ezelden beri hür yaşamış ve hür yaşamaya da kararlı olan bu millet bu zilleti kaldıramazdı. Nitekim öyle de oldu. K.Maraşlı bağımsızlığını elde ederken âdeta bir destan yazdı. Tıpkı Çanakkale destanı gibi.  Hemşehrimiz, yazar ve müftü İmran KILIÇ Hoca, K.Maraş’ın kurtuluşu ile ilgili “Kahramanmaraş Destanı” adlı bir manzume destan yazmış. 8’li hece ölçüsüyle yazılan bu destan 606 mısradan oluşmaktadır. Sayın müftümüzü tebrik ediyor, İmran Hoca’nın bu destanından, K.Maraş’ın kurtuluşunda sembol isim haline gelmiş Abdal Halil, Çakmakçı Sait, Sütçü İmam, Rıdvan Hoca ile ilgili bölümleri aşağıya almak istiyorum: Önce, Abdal Halil’le ilgili bölüm:
                        …………………………………………..
                        Önce İngilizler geldi./ Kara gün kapıyı çaldı
                        Geldikleri o acı gün, / Yapmak istediler düğün
                        Ama Abdal Halil Ağa, / Düşmedi hain tuzağa
                        Söyledi de şu sözünü, / Kazandı halkın özünü
                        “Sarı altınlar istemem, / Davul doldurulsa yemem.”
                        İstediğiniz ne vahşidir, / Çomak vurmam, din bahsidir.
                        Gardaş bağrını delemem, / Onlar ağlarken gülemem.
                        …………………………………………..
       Çakmakçı Sait ve Sütçü İmam’la ilgili bölümden satırlar:
                        Düşmana ilk karşı koyan, / Çakmakçı Sait adlı can.
                        Düşman arasına daldı, / Yaralanıp şehit oldu.
                        Onu gören Sütçü İmam, / İçimizden bir kahraman.
                        Kireççizadedir kendi, / Babası Ömer Efendi.
                        Bu cânileri hakladı, / Şerefimizi pakladı.
                        Namustur, bizlerde kadın, / Bu, böyledir, bugün ve dün.
                        Cennet ayağına serilir, / Uzanan eller kırılır.
                        ……………………………………..
       Şimdi de Rıdvan Hoca ile ilgili bölümden mısralar:
                        Halk, Ulu Cami’ye aktı, / Cuma günü öğle vakti.
                        Ezan, salavat verildi, / Hak divanına duruldu.
                        Saf tuttular genç ve koca, / Hutbe sundu Rıdvan Hoca:
                        “Esirler Cuma kılamaz, / Caiz değil bize namaz.”
                        Cemaat içinden biri, / Haykırdı aynı sözleri.
                        “Bayraksız Cuma kılınmaz, / Kılarsak kabul olunmaz.”
                        Uğuldadı saflar bir bir, / Getirildi hemen tekbir.
                        İman kavgası güdüldü, / Kaleye hücum edildi.

              Destanın sonuna doğru şâirimiz bizlere tavsiyede bulunuyor:
                        Şu sözlerimi duyunuz, / Kulağınıza koyunuz.
                        Yoktur böyle, dünyada bil, / İstiklâl madalyalı İl.
                        Kendini kurtaran şehir, / Kahraman’dır, çekmez kahır.
                        İmran Hoca’nın son sözü: / Allah’ım, Sen koru bizi.

       Yine bir başka K.Maraşlı halk şairimiz, “Lügatçemiz” şiiri ile gönüllerde taht kuran merhum Hayati Vasfi Taşyürek üstadımızın da K.Maraş’ın kurtuluşu ile ilgili “Kahramanmaraş’ta Kurtuluş ve Festival” isimli destansı şiirinden bir bölümle yazımızı noktalayalım:
                        Er meydanı kuruldu, Köroğlu’ndan çalmalı,
                        Gerçek pehlivan olan dalmalı, kaldırmalı
                        Maraşlıdan öğrendi bütün dünya çangalı
                        Kurtuluşta en önde, yiğitlikte baştadır,
                        Güneyin Kırkpınar’ı Kahramanmaraş’tadır.

                        Ey Kahramanmaraşlı! Bayramın kutlu olsun
                        Günün huzur içinde, yarının mutlu olsun.

 

28.01.2009
Hacı PARLAK
Kahramanmaraş
Anadolu İmam-Hatip Lisesi Müdür Başyardımcısı

 

 

Benzer YAZILAR

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.